27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü

1961 yılında Uluslararası Tiyatro Birliği (ITI)tarafından 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü olarak yaratılmıştır. Bu gün dünya tiyatro grupları  tarafından kutlanmaktadır.Uluslararası ve ulusal bir çok etkinlikler de yer almaktadır.

Amacı UNESCO tarafından kurulan ITI’nin “sahne sanatları bağlamında, dünya çapında bilgi ve uygulama alışverişini arttırmak, gelişim sürecinde sanatsal yaratıcılığın ve üretimin gerekliliği konusunda toplumsal bilinci uyandırmak, insanlar arasındaki barış ve dostluğun sağlanması ve artmasını gerçekleştirmek adına karşılıklı anlayışı geliştirmek, UNESCO’nun hedeflerine ulaşmasına katkıda bulunmak” gibi hedefleri, Dünya Tiyatro Günü’nde bir kez daha hatırlatılmaktadır.

Dünya Tiyatro Günü tiyatro dünyasındaki insanlar için sahne sanatlarının insanları bir araya getirici gücünü kutlamak, seyirciyle daha iyi bir iletişim kurmak ve insanlar arasındaki anlayış ve barışı arttırmak için bir fırsat olarak görülmektedir.

Verem (Tüberküloz) Nasıl Geçer? Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

Verem (Tüberküloz) hastalığı mutlaka göğüs hastalıkları , konunun uzmanı kişiler tarafından yapılmalıdır. Tüberkülozun tedavisi standart bir tedavidir. Tüberkülozda kullanılan ilaçları vardır. Tedavileri standarttır. 6 aylık bir tedavi süresi vardır. Başlangıçta 2 ay yoğun bir tedavi , tüberküloz mikrobunu yok etmeye yönelik bir tedavi devamında 4 ay civarında da toplam 6 ay olacak şekilde idame tedavisi yapılır. Tüberküloz hastalığı hastalığın yaygınlık derecesine göre ayaktan ya da hastanın yatırılıp toplumdan izole edilmek suretiyle tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Kullanılan ilaçların mutlaka düzenli olarak alınması gerekir. Eksik kullanıldığı takdirde direnç tüberküloz gelişme olasılığı yüksektir. Hekiminde mutlaka hastanın ilaçlarını aldığından emin olması ve düzenli takipler yapması gerekir. Ayrıca bu süre içinde kişilerin beslenmesine de dikkat etmesi , en azından vücut direncinin düşmemesi için önemlidir.

Veremden Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

Verem aşısı yenidoğan döneminde ve ilkokul döneminde aşı programında vardır. Aşının koruyuculuğu % 0 ile 80 arasında  kabul edilmektedir. Tartışmalıdır fakat verem aşısı yapılan kişilerde tüberkülozun ağır formu olan milliyer tüberküloz ve menenjit tüberküloz denilen hastalıkların daha hafif atlatılmasına neden olacağından dolayı verem aşısı Sağlık Bakanlığı tarafından aşı programlarına alınmıştır.

Verem hastalığında en bulaştırıcı hasta grubu kaviteli denilen yani akciğerlerinde yara olan hastalardır. Bu kişilerin balgamlarında ya da solunum sekresyonlarında tüberküloz mikrobu çok yoğun olacağı için bu kişilerin bulaştırıcılığı çok fazladır. Korunmada bu kişiler ile temastan kaçınmak önemlidir ve yayma pozitif kişilerin kaviteli tüberküloz kişilerin çok iyi tedavi edilmeleri gereklidir. Çünkü tüberkülozda esas bulaştırıcı olan kişiler bu grup hastalardır.

Dirençli Tüberküloz ( Verem ) Tedavi Edilir Mi?

Bu hastalarda direnç geliştikten sonra yani kişide dirençli tüberküloz olduktan sonra tedavisi çok güç olan hastalıktır. Tedavi süreleri ve maliyeti çok artmaktadır. Dirençli tüberküloz tedavisi normalde tüberküloz tedavisi standart 6 ay olmasına rağmen dirençli tüberküloz tedavisi 18-24 ay hatta daha da uzayabilmektedir. Tüberküloz ilaçlarını direnç geliştiğinden dolayı mevcut ilaçların bir kısmı kullanılmayacağından dolayı başka antibiyotikler tedaviye eklenmektedir. Tedavi süresi çok uzun olmaktadır. Maliyeti de çok artmaktadır. Dolayısıyla önemli olan tüberkülozda direnç gelişmesini engellemektir.

Dirençli tüberkülozun tedavisinde mevcut ilaçlara direnç geliştiğinden dolayı normalde tüberküloz tedavisinde kullanılmayan bir takım antibiyotikler eklenmektedir. Bunların tüberküloza etkisinin az olmasından dolayı tedavi süreleri normalden çok daha fazla uzamaktadır. Bazı olgular ve kişilerde eğer hastalık belli bir bölgede sınırlı ise bu hastalarda cerrahi ile o bölgenin çıkartılması tedavi şansını arttırmak açısından tedavide yer vardır. Dirençli tüberküloz gelişen hastaların mutlaka gözetim altında, hastanede uzun süre yatarak ve ilaçları aldığından emin olunarak tedavi edilmesi gerekir. Tedavisi mutlaka bu hastalıkla ilgili merkezlerde yapılması gerekir.

Dirençli Tüberküloz Ne Demektir?

Dirençli tüberküloz tamamen hastanın eksik ilaç kullanmasından , düzensiz ilaç kullanmasından ya da uzman olmayan kişiler tarafından yapılan tedavilerdeki eksik sonucu gelişen insan yapımı bir durumdur. Kişinin mikrobu mevcut olan tüberküloz ilaçlarına karşı direnç kazanır.

Mevcut ilaçlarla tedaviye başladıktan sonra kişiden alınan balgam örneklerinde tüberküloz mikrobunun hala olması , hastalığın belirtilerinin devam etmesi durumunda dirençli tüberkülozdan şüphelenmek gerekir. Bu gibi durumda direnç testleri ile ilaçlara karşı direnç gelişip gelişmediği kesinlik kazandırılması ve direnç varsa tedavi protokollerinin ona göre düzenlenmesi gerekir.

Verem İçin İlaç Tedavisi Dışında Neler Yapılmalıdır?

Verem hastalığında tedavide en önemli şey ilaçların düzenli ve eksiksiz olarak kullanılmasıdır. Tüberkülozun tedavisi standarttır. 6 ay boyunca ilaçların belirtilen sürelerde,düzende ve dozlarda alınması gerekir. Tedavide en önemli şey budur.

Birlikte bulunan yerlerdeki kişilerin hasta olmalarını engelleme açısından onlarında 6 ay süresince ilaç tedavisi almaları gerekir. Bunu yine uzman hekim tarafından planlanması gerekir. Verem hastalığı hastalığın yaygınlığına göre ayaktan ya da hastanede yatırılarak tedavi edilebilir. Kişi bazen kendini iyi hissedebilir. İlaçları eksik alabilir ya da almayabilir. Bu gibi durumlarda direnç tüberküloz gelişmektedir. Genellikle tedavi başlandıktan sonra 10-15 gün içerisinde çok ciddi bir şekilde mikrop bulaştırıcılığı azalmaktadır. Dolayısıyla tedavinin başlangıcı çok önemlidir.

Tansiyon Neden Yükselmektedir? İdeal Tansiyon Ne Olmalıdır?

Tansiyonu vücutta kontrol eden bir çok mekanizma vardır. Tansiyonun bir çok nedenden yükseldiğini bilmek gerekir. Sonuçta kalbin atım gücünden damarların elastikiyetine kadar her şey kanın damarlara yaptığı basıncı etkileyebilir. Vücutta bir çok hormon salgısı kanın basıncını ayarlamada rol oynar. Böbrek üstü bezinden , tiroid bezine kadar böbreklerden salgılanan bir çok hormon kanın basıncını etkileyebilir. Bu nedenle ikincil hipertansiyon ( Yüksek tansiyon ) hastalık bunların bozukluğunda ortaya çıkar. Ama tansiyon hastalığın çoğu genetiktir.

İlla tansiyon hastası olan bir kişide yüksek tansiyonun hangi organdan kaynaklandığını bulmak mümkün değildir. Çoğunluğu hiç bir organdan kaynaklanmaz. Sadece genetik nedenlerle ortaya çıkar.

İdeal Tansiyon Ne Olmalıdır?

Yapılan çalışmalarda bir kişinin kan basıncı hangi değerlerde olursa daha sağlıklı ve uzun yaşar. Yani bilinen 12/8 dir. 120 mm civa kalbin kasılma anında  80 mm civa kalbin genişleme anında ölçülen değerler ideal tansiyondur. Ama tansiyon kişiden kişiye çok değişmektedir. 10/6, 10/5 e kadar düşen veya 13/8  kadar yükselen tansiyon değerleri normal kabul edilmektedir.

Özellikle yüksek tansiyonda mutlaka normal değerlere kan basıncını düşürme gerekir. Bu kan basıncının damarlara ve diğer organlara  yaptığı zararlı etkiler ortan kaldırılması gerekir. Düşük tansiyonda alt sınır genelde organ kanlanmasına yetecek kadar bir kan basıncı varsa ya da kişiyi normal hayatında bu durum olumsuz etkilemiyorsa müdahale edilmesi gerekmez. Ama kişinin normal hayatını etkileyecek veya organların iyi kanlanmasını bozacak derecede düşük tansiyon söz konusu ise o zaman tedavi edilmelidir.

Küçük ve Büyük Tansiyon Nedir?

Küçük ve büyük tansiyon kalbin değişik durumlarında kanın damarlara yaptığı basınç değerlerini verir. Büyük tansiyon kalbin kasılma anında kanın damarlara yaptığı basıncın ölçümüdür. Küçük tansiyon kalbin genişlemesi anında kanın damarlara yaptığı basıncın ölçümüdür.

Tansiyonu Yükselmesi İçin Neler Yenilmelidir?

Ayranın içindeki tuz tansiyonu yükselten bir maddedir. Yani tuzlu yiyecekler tansiyonu yükseltmektedir. Bir insanın tansiyonunu neden yükseltmek gerekir. Eğer düşük tansiyon normal hayatını olumsuz etkiliyorsa yükseltmek gerekir.

 

Tansiyonu Düşürmek İçin Neler Yenilmelidir?

 

Sarımsak eskiden beri bilinen damar sertliğini engelleyen bir besindir. Yüksek C vitamini barındırmaktadır. Antioksidan bir besin maddesidir. Bu yüzden damar sertliğini engelleyici bir etkisi vardır. Fakat yapılan çalışmalarda böyle bir etkisi olmasına rağmen tansiyonum yükseldi bir diş sarımsak alayım da tansiyonum düşsün gibi yaklaşımların çok doğru olmadığı ortaya çıkmıştır. Bunun ilaç gibi kullanılması fazla etki yapmamaktadır. Ama uzun süreli kullanımda damar sertliğini engelleyici , vücuda olumlu etki yapan bir besindir. Bunun dışında bazı kuruyemişler ,omega 3 içeren besin maddeleri olabilir. Bunlarında damar sertliğini engelleyici etkisi mevcuttur.

Kolesterol Ne Demektir? Neden Yükselir?

 

Kolesterol yağ yapısında bir maddedir.  Kanda lipoprotein adı verilen maddelerle taşınmaktadır. Kolesterol vücudumuzda bebeklikten itibaren bulunan bir maddedir. Gelişim çağında gelişime yardımcıdır. Bazı hormonların yapısına , hücre zarının yapısına girmektedir. Kanda kolesretolü taşıyan lipoprotein denilen maddeler iki tanedir. Biri HDL ( Hight Density Lipoprotein ) diğeri de LDL ( Low Density Lipoprotein ) dir. Zararlı ya da faydalı bilinen kolesteroller HDL ve LDL dir.

Kolesterol Neden Yükselir?

Kolesterolün yükselmesinin nedeni beslenme ile alakalıdır. Doğru beslenme şekli ile kolesterol düzeyini normal sınırlara yakın tutmak mümkündür. Ancak çok doğru beslenmeye rağmen bazı kişilerde kolesretol düzeyinin yine de yüksek olduğunu görebiliriz. Kolesretolün büyük çoğunluğu karaciğerde yapılır. Her kişinin karaciğeri değişik kapasitede kolesretol üretir.

Karaciğerdeki kolesretol yapımını beslenme çok ciddi anlamda etkilemek ile birlikte genetik yapılarda çok fazla etkilemektedir. Fazla tüketilen alkol karaciğerdeki kolesretol  yapımını arttırır. Az miktarda alınan  alınan alkol veya az miktarda alınan özellikle kırmızı şarap karaciğerde kolesretol yapımını azaltır. Alkol alımı kolesretolü olumsuz yönde etkilemektedir.

Kolesretolü Düşürmek İçin Neler Yapılmalıdır?

Kolesretolü düşürmek için doğru beslenmek gerekir. Beslenmeninde esas ana maddesi doğru yağ seçimidir. Katı yağ ve margarinlerden kesinlikle uzak durmak gerekir. Sıvı yağları çok fazla tüketmemek kaydıyla tercih etmek gerekir. Zeytin yağı, soya yağı, kanala yağı bu tip yağlar kolesretolden oldukça fakirdir. Ama yinede çok miktarda tüketilmemelidir. Etlerden tavuk eti ve balık etini tercih edip onlarında derilerinden uzak kalmak gerekir. Kırmızı et ikinci planda olmalıdır. Mümkün olduğunda az tüketilmelidir. Ayda bir iki defa olabilir. Süt , yoğurt, peynir bol miktarda kolesretol içerir. Bunların az yağlı olanlarını veya yağsız olanlarını tercih etmek gerekir.

Kolesretol Hangi Hastalıklara Neden Olur?

Kolesretol kendi başına bir hastalık değildir. Risk faktörüdür.  Kalp ve damar hastalıkları için risk faktörüdür. Damar hastalıkları geniş bir grubu içine almaktadır. Beyin, böbrek, bacak, kalp, aorta denilen büyük damarın hastalığı bunların hepsi kolesretol yükselmesi ile oluşur. Dolayısıyla kolesretol bütün organlarda tıkayıcı damar hastalığı yapabilir.

İyi Ve Kötü Kolesretol Arasında Ne Far Vardır?

LDL zararlı kolesretol demektir.  HDL faydalı kolesretol demektir. Aslında bunlar kolesretol değil kolesretolü taşıyan protein yapısındaki maddelerdir.

Özellikle damar duvarının içinde kolesretol birikmesi LDL nin kolesretolü damar duvarının içine taşıması ile olmaktadır. HDL de bunun tam tersi etki yapmaktadır. Damar duvarından  damarın birinci ve ikinci tabakası arasında biriken kolesterolü dolaşıma taşımaktadır. Zaralı ve faydalı kolesterolden ziyade kolesterolü taşıyan maddeleri zararlı ve faydalı etkiler söz konusudur.

23 Mart Dünya Meteoroloji Günü

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO- World Meteorological Organization) Birleşmiş Milletler’e bağlı bir uzmanlık kuruluşudur. 23 Mart 1950 yılında Dünya Meteoroloji Teşkilatı’nın ana sözleşmesi yürürlüğe girmiştir. Bu yüzden her yılın 23 Mart günü “Dünya Meteoroloji Günü” olarak kutlanmaktadır.

189 üye ülke ve bölgenin hava durumuna ilişkin verdikleri hizmetlerden elde edilen bilgileri düzenleyip ortak kullanıma sunan Dünya Meteoroloji Örgütü meteorolojiyi standart hale getirmek ve yeni bulunan telgraf aracılığıyla hava durumu konusunda bildirilen verileri birleştirip değerlendirmek amacıyla 1873’te kurulan Uluslararası Meteoroloji Örgütü’nün Birleşmiş Milletler tarafından geliştirilmesiyle ortaya çıkmıştır.

Her yıl kutlanacak Dünya Meteoroloji Günü’nde, “Hava, İklim ve Sağlık” konusu ele alınarak, iklim ve havanın sağlık, çevre ve ekonomi ile yakın ilişkisi, önemi ve etkileri üzerinde durulacaktır.

Genel ifadeyle hava; günlük olarak yaşadığımız ve karşılaştığımız meteorolojik olaylardır. İklim ise hava olaylarının ortalamasıdır ki ay, mevsim, yıl veya yıllar itibariyle değişebilirliğe sahiptir.

22 Mart Dünya Su Günü

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu  22 Mart 1993 yılında ‘Dünya Su Günü’ olarak ilan etmiştir.

İlk kez 1992 yılında Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda önerilen “Dünya Su Günü” gerek BM üyelerinin, gerekse diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanmasında teşvik olması amacıyla bu isme bir gün adamak anlamında oluşturuldu.

Birleşmiş Milletlere üye ülkelerin dışında, içilebilir su kaynakları ve su yaşamını destekleyen bazı sivil toplum kuruluşları da Dünya Su Günü’nü, çağımızın öncelikli su sorunlarına dikkat çekmek için iyi bir fırsat olarak değerlendirmektedir.

Uluslararası Nevruz Günü

Uluslararası Nevruz günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilmiştir. 2009 yılında yazılı insanlığın somut olmayan kültürel mirasının temsili listesine çok sayıda halklar tarafından gözlemlenen kültürel bir gelenek olarak, Nevruz’un baharın ve doğanın yenilenmesi ilk günü münasebetiyle bir ata şenlik olarak kutlanmaktadır. Bu nedenle halklar ve farklı toplumlar arasında kültürel çeşitlilik ve dostluğa katkı, barış ve kuşaklar arası ve aile içi dayanışma yanı sıra uzlaşma ve komşuluk değerlerini teşvik etmektedir.

21 Mart Uluslararası Irk Ayrımı İle Mücadele Günü

21 Mart 1960 yılında  Güney Afrika’nın Sharpeville kentinde apartheid paso yasalarını protesto etmek isteyen göstericilere polis tarafından ateş açılması sonucu 69 kişinin ölümüne neden olan olay yaşanmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1966’da alınan kararla tüm dünya ülkelerinin ırk ayrımcılığını önlemek için çalışmasının gerekliliği üzerinde durulmuştur. Bu yüzden her yıl 21 Mart Uluslararası Irk Ayrımı İle Mücadele Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.

21-26 Mart Orman Haftası

21-26 Mart tarihleri arası Orman Haftası ve Ağaç Bayramı olarak kutlanmaktadır. Amaç çocuklar başta olmak üzere herkese ormanların ve ağaçların önemini öğretmektir.

Toplumun yaşam ve geçimi için ormanlara ihtiyaç vardır. Ormanlara karşı kamu bilincini teşvik etmek gerekir. Bu hafta süresince fidan dikilir ve ağaç ile ormanların doğa ve ekonomiye katkıları anlatılır. Ormanlarımızın önemi her dönemde vurgulanmıştır. Bunlardan bazıları;

  •  Ormansız bir yurt, vatan değildir.  Atatürk 
  • Yeşil görmeyen gözler,renk zevkinden yoksundur.Burasını öyle bir ağaçlandırın ki,kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu anlasın.  Atatürk
  • Ağaç dikip gölgesinde halkı dinlendirmek gibi, insanın kıyamet gününde hesabına yarar bir erdem yoktur.  Hz.Muhammed
  • Bir ulusun uygarlık düzeyi,üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür. Franklin Roosevelt
  • Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar. Size sabrı öğretir. Beraber yaşamanın, faydalı olmanın zevkini verir.  Marcel Prevast
  • Ormanımda bir dalı kesenin başını keserim.  Fatih Sultan Mehmet

Haydi bu güzel haftada herkes güzel bir gelecek için birer fidan dikelim…

Türklerde Nevruz Bayramı Tarihçesi

Türklerin (Göktürklerin) Ergenekon’dan demirden dağı eritip çıkmalarını, baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Doğu Türkistan’dan Balkanlara kadar tüm Türk kavimleri ve toplulukları tarafından, M.Ö. 8. yüzyıldan günümüze kadar her yıl 21 Mart’ta kutlanır.

Türkiye’de bir gelenek, Türk Cumhuriyetleri’nde ise resmi bayram  olarak kutlanırken, 1995 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarafından Bayram olarak kabul edilen bir gün haline gelmiştir.

Türk Takvimi’nde  gece-gündüz eşitliğinin yaşandığı 21 Mart, Nevruz günü olarak kutlanır.

Oniki Hayvanlı takvim ve Melikşah’ın Celali Takvimi’nde yılbaşı olarak belirlenen 21 mart, Divanü Lügati’t-Türk’te de ilkbaharın gelişi olarak belirtilir. Türk edebiyatı ve musikisine de Nevruz; Nevruz-ı Asl, Nevruz-ı Arap, Nevruz-ı Bayati, Nevruz-ı Hicaz, Nevruz-ı Acem ve Nevruz-ı Seba olarak girmiştir. Tarihte pek çok devlet tarafından bayram ve gelenek olarak kutlanmıştır. Bunların başında Anadolu beylikleri, Eski Mısır, İran, Safavi, Sasani, Moğollar, Selçuklu ve Osmanlı gelir.

Selçuklu ve Osmanlı’da milli bayram olarak kutlanan Nevruz, Nevruziye adlı şiirlere ve şenliklerle ziyafet verilerek kutlanırdı. Özel olarak hazırlanan Nevruziye adlı macun Osmanlı döneminden kalan bir kültür olarak bu gün hala Manisa’da 21 Mart’ta Mesir macunu şenlikleri yapılmaktadır.Alevi ve Bektaşiler arasında da kimi yörelerde eski takvime atfen Mart Dokuzu adı verilerek kutlanan Nevruz’da özel ayinler yapılırdı, yine Zerdüştler ve Yezidiler’de 21 Mart’ı bayram olarak kabul etmişlerdir.