At Kestanesi Zehirlimidir? Hangi Kestane Yenilir Hangisi Yenmez?

Merhaba arkadaşlar at kestanesi ve dikenli kestane arasındaki farkları konuşacağız. At kestanesi yenirmi? Kestane çeşitleri nelerdir.

At Kestanesi yenir mi; zehirli mi? yenirse ne olur? At kestanesi nasıl anlaşılır? At kestanesi ile normal at kestanesi arasındaki fark nedir?

 

At Kestanesi Yenilmez Zehirlidir.

At Kestanesi Zehirlidir Yenilmez Yurdumun her bir tarafında yetişen görkemli bir ağaçtır Adana’dan, Karsa, Antalya’dan, Ardahan’a, Trabzon’dan, Amasya’ya, her yerde gördüğümüz bir ağaç türü yol kenarlarında, okul bahçelerinde hatta yere döküldüğünde meyvelerini gören kestane zanneder ilk başta eminim kestane sanıp yemeye çalışanlarda olmuştur.

 

Eski dönemlerde yeşilin ve ağaçların yaygın olduğu dönemlerde ağırlıklı yöre köylüleri at kestanesini pişirip ağrı olan bölgelere uyguladıkları halk arasında bilinir. Şimdilerde bu şifalı bitki ilaç ve kozmetik saniyede baş rolü üslenmiş bulunmakta. Aktarlardan tutunda birçok üretici firma bu mucize bitkiden masaj jelleri ve cilt ürünleri ve şampuanlar vs. vs. kullanıyor ve çok ta beğeni topluyor.

 

At Kestanesi Yenir mi?
At Kestanesi çiğ olarak yenmez. Kurutulup öğütülerek toz haline getirilir. Bir bardak suya bir kaşık toz konularak günde üç kere içilirse basur, ishal ve varis hastalıklarına iyi gelir. Nezle ve nefes darlığına da iyi gelir.

At Kestanesi zehirli mi?
Evet Zehirlidir. Doğru bir şekilde ve doğru bir yerde kullanıldığında son derece büyük faydalar gösteren bu mucizevi bitki, zehirli olduğu için en küçük hatalarda bile insanlarda sorunlara neden olur.

At kestanesi yenirse ne olur?
Zehirli At kestanesi, doktor kontrolüyle ağızdan kullanıldığında, özellikle kolesterol ve damar daralması gibi birçok rahatsızlıkta olumlu gelişmeler gözlenmiştir.

Fakat çiğ ya da kaynatılarak tüketilmesi son derece ciddi zararlara neden olabileceğini belirtmek isteriz. Yanlış bir kullanımda direk olarak besin zehirlenmesi meydana gelebilir.

At kestanesi nasıl anlaşılır?
Yurdun her bir tarafında yetişen görkemli bir ağaçtır türüdür. Meyveleri adından belli olduğu gibi kestaneye benzer büyük oluşuyla dikkat çeker tadı acıdır.

At kestanesi ne zaman olur ve ne zaman toplanır?
At kestanesi ağacı 15-30 metre yüksekliğinde bir ağaçtır. Büyük yaprakları vardır. Nisan -Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer. Meyveleri sonbaharda toplanır.

 

Normal Kestane – Yenilebilir.

Normal Kestane ile At Kestanesi Arasındaki Fark Nedir?

Normal Kestane  Yenilebilir: Yenilebilir nitelikteki taze kestane başta nişasta ve çeşitli şekerler olmak üzere iyi kalitede sindirilebilen lifli maddeler, protein, düşük oranda yağ, çeşitli mineral maddeler, B1, B2 ve C vitamini içermektedir. Dikenleri iğne şeklinde sık dokunmuş şekildedir. Meyveleri at kestanesi ile birbirine çok benzer fakat dış kabuğu dikenlerinden kolayca ayırt edilebilir.

Normal kestanenin meyveleri kalp şeklinde birbirini tamamlar. At kestanesi daha yuvarlank olur.

Yanyana büyümüş olan Normal kestane ve At kestanesi ağaçlarının altına dökülen meyveleri toplamayınız. Birbirine karıştırmanız çok olağandır.

At Kestanesi olarak bilinen ağacın aynı adı taşıyan tohumları zehirli olup, tamamen farklı bir bitki türüdür, kestane ile ilgisi bulunmamaktadır.

 

Grigori Parelman Kimdir?

Bu sözler 1966 eski Sovyetler Birliği doğumlu günümüzün mütevazi dehalarından biri olan matematikçi Grigori Parelman’a ait. Uzun sakallı, kirli elbiseleri ile dolaşan bu adam adını tarihe çözdüğü bir problem ile kazıtacaktı.

Perelman daha öğrenciyken adından bahsettirmeye başlatmıştı. Uluslararası Matematik Olimpiyatında yarışan SSCB takımında tam puan alarak altın madalya kazandı gençlik yıllarında. Öğretmeni Rukshin’e göre hayatta hiçbir zaman matematikten başka bir şey ile ilgilenmedi. Dünyanın anlaşılması için sadece matematiğe ihtiyacı olduğunu ve matematik ile uğraşmaktan saatlerce zevk aldığını dile getiriyordu.

Eğitiminin ardından ABD’de ve St. Petersburg’da Steklov Enstitüsünde çalıştı ancak akademik hayat onun pek de ilgisini çekmemekteydi. O sadece çalışmalarına odaklanmak istiyordu. Üniversitede matematikçi arkadaşları bile onu görmede zorluk çekiyordu. Kimseyle konuşmuyor, oturmuyor hatta derslere bile girmek istemiyordu. 7 yıllık bir çalışma sürecinin ardından Perelman bombayı patlattı: “Poincare Sanısını” çözmüştü.

100 yıldır araştırılan ve birçok kez çözüldüğü düşünülen ama sonunda çözümünün bulunamadığına karar verilen bu problemi, 36 yaşındaki Rus matematikçi Grigori Perelman 2002 yılında çözdüğünü ilan ettiğinde kimse inanmamıştı.

Bir dergi yerine çalınır endişesi yaşamadan internetten yayınladığı çözümler bir anda herkesin ilgisini çekmişti. Dünya bir anda matematikçi kesilmiş ve çözümü incelemeye başlamıştı. Fakat dökümanları inceleyen matematik kurulları bile anlatılanları kavramakta zorluk çekmişti. Perelman’ın kullandığı ağır matematik dili herkesi şaşırtmıştı.

Parelman Clay Matematik Enstitüsüne çalışmasını gönderdi. İlk komite tarafından tam değerlendirilmediği için eksik ibaresi kullanıldı fakat içlerinden bir profesör ikinci büyük bir komisyonun toplanmasını istedi. Neticede 3 yıl gibi bir süre içinde Poincare Varsayımı, IMU (International Mathematical Union – Uluslararası Matematik Birliği ) tarafından kabul gördü.

Matematik dünyası şaşkınlık ve hayranlık içindedir. Clay Akademisi vermeyi vaat ettiği 1 milyon doları artık Perelman için hazırlamıştır. Matematiğin Nobel’i sayılan Fields Ödülü de Perelman verilmiştir. Dünya bu gizemli adamı görmek için sabırsızlanmaktadır.

Fakat Perelman ödüllerin ikisini de almak için gelmeyeceğini söyler. Ödülleri asla almayacağını ve ödüllerle ilgilenmediğini tüm dünyaya duyurur.

Dünya başarı peşinde koşarken aşağıdaki sözleri ile tarihe geçti.

“Şayet yaptığım ispat doğruysa bu yeterli ve tatmin edici”.

Çok mu zengindi acaba? Herkes bu soruyu birbirine sorarken, annesi ile birlikte yaşadığı küçük evin fotografları etrafa yayılmaya başladı. Hayır çok zengin değil, aslında fakir denilebilecek bir yaşantı sürdürmekteydi ancak onun zenginlik anlayışı toplumunkinden çok daha farklıydı.

Ünü ilk Rusya, Amerika ve Avrupa derken tüm dünyaya yayılan Parelman Steklov Üniversitesindeki görevinden istifa etti ve kayıplara karıştı. Toplumdan giderek uzaklaşma eğilimi, matematik öyküsüne farklı bir boyut kattı.

Perelman tek başına ve yılmadan tam 8 yıl bir problemi çözmek için çalışmıştı. Herkesin 15 dakikalığına ünlü olmak için birbirini yediği bir dünyada evrenin sırrını çözen bir yalnız dahi. Onun öyküsü şan, şöhret peşinde koşan bir çokları için önemli dersler içermekte…

Onun hakkında varolan tek belgeseli aşağıda bulabilirsiniz.