Aşk Niçin Alışkanlık Haline Dönüşür?

AŞK ALIŞKANLIK HALİNE DÖNÜŞÜR MÜ?

Aşk yerini alışkanlığa bırakmaz bu yargı yanlıştır. Aşk yerini sevgiye bırakır. Sevgininde rutinleri vardır elbette ama sevmek beraberinde huzuru ve güveni  getiren birşeydir. Aşık olduğunuz dönemde yaşadığınız huzursuzluk, güvensizlik ve şüphe duyma durumu sevmeye başladığınız andan itibaren ortadan kalkacaktır ve bu size ilişkinizin artık bir alışkanlığa döndüğü kuşkusunu uyandıracaktır. Hayır aksine ilişkiniz şu anda daha sağlam bacaklar üzerinde oturan daha sağlam temelleri olan ve ileriye dönük bir ilişki halini almıştır. Çünkü aşıkken yaşadığınız şeyleri artık yaşamıyorsunuzdur. Bu kötü birşey değildir. O ilk heyecanlar tekrarlanmayacak belki, belki el terlemeleri, diz titremeleri, yürek çarpıntıları o kadar olmayacak ama en azından hayatınızdaki insana sırtınızı güvenle yaslayabileceksiniz. Onun size bir kötülük yapmayacağınız bileceksiniz. O yüzden de buna alışkanlık demek doğru değildir.

Alışkanlık çoğunlukla hastalıklı bir durumdur. Oysa sevgi hastalıklı bir durum değildir aksine yalıtılmış hastalıklardan arındırılmış temiz saf bir duygu olarak ortaya çıkar. Aşkı alışkanlığa dönüştüremeyiz biz. Bu mümkün değil. Alışkanlığa dönüşen şey birbirimizin arasındaki paylaşımdır. Biz o paylaşımları beslemiyorsak eğer, arttırmıyorsak eğer hep aynı noktada duruyorsak eğer evet alışkanlığa dönüşecektir ama bunda aşkın suçu yok sizin ve tabiki aynı oranda birlikte olduğunuz kişininde suçu var.

İlişkide Alışkanlıktan Kurtulmanın Yolları Nelerdir?

İlişkide Alışkanlıktan Kurtulmanın Yolları Nelerdir?

 

Öncelikle sorunun varlığını kabul etmeniz gerekiyor. Bu yüzden de aranızda herhangi bir sorun olmadığını düşünürseniz bunu çözmek mümkün olmaz. Evet alışkanlık bir ilişki için sorundur ve bu sorunun varlığını çözebilmek için önce kendiniz tarafından da kabul edilmesi gerekiyor. İkincisi alışkanlıktan kaynaklanan davranışların yaşamınızı zorlaştırdığını unutmayın ve sizi rahatsız ettiğini unutmayın. Sizi mutlu etmiyor böyle davranmak o yüzden de çözmek zorundasınız. Üçüncüsü ilişkinizin kötüye gitmesinin sebebide bu alışkanlıklardır. Bunu da hiç bir zaman aklınızdan çıkarmamanız gerekiyor. Dördüncüsü duygularınızın farkına varın. Yaşadığınız şey kalitesiz ilişkiye sahip olmanıza neden oluyor ve kalitesiz bir ilişki insanı mutsuz eden bir unsurdur. Bunu da aklınızdan çıkarmayın.

Bir ilişki yaşarken bu ilişki içinde çözümü tek başına bulamazsın. Alışkanlığa dönüşmüş bir aşktan kurtulmak için tek başına sen çözüm bulamazsın. Bir kere bunu karşındaki insanlada oturup konuşup bunun bu noktaya geldiğini ve çözmeniz gerektiğini mutlaka konuşmalısınız. Ayrıca bazen ayrılıkta en iyi çözümdür. Yani bundan kurtulmak için ilişkiyi düzeltmek yerine düzelmeyeceğini gördüğün noktada kendini mutlaka çekmen gerekiyor. Evet alışkanlıkları terk etmek zordur. Şu anda bir alışkanlık yaşadığın için sevgilini de terk etmen çok zordur. Ama bunu yapabilme gücüne sahip olman gerekiyor.

Kıskanmamak Normal midir?

İlişkilerde kıskançlık olmalı diyebiliriz. Küçük bir doz da bile olsa karşımızdakini kötü hissettirecek mağdur ettirecek dozda kıskançlığı olmasını öneriyoruz. İlişkiler içerisinde karşı tarafın hiç kıskanmıyor olması bizi sevmediği bizimle ilgilenmediği bizle yeteri kadar sevgi yatırımının olmadığı şeklinde bir değerlendirme yapamayız. Çünkü kıskançlık bir sevgi göstergesi değildir. Bir ölçütü de değildir. Ancak seyre bakmak gerekiyor. İlişkinin ilk başından sonraki dönemlerine kadar olan süreçte kıskançlıkla ilgili bu duygu ile ilgili bir dalgalanma olup olmadığı çok önemli. Eğer hiç kıskanmıyorken bir anda kıskanmaya başlamak ya da tam tersi çok kıskanıyorken hiç kıskanmamaya doğru bir değişim söz konusuysa o zaman ilişkiyi oturup değerlendirme bir fayda var.

Çocuklarda geç konuşma nasıl bir sorundur?

Hiçbir çocuk doğar doğmaz konuşmaya başlamaz.İlk iki sene konuşulan dili anlama ve kavramayla geçer.İki yaşından itibaren yavaş yavaş sözcükler çıkarmaya ve beraberinde konumayı sürdürmeye başlarız.Üç yaş civarında artık konuşmamız diğer yetişkinler tarafından da artık anlaşılır bir seviyeye gelir.Ama bu durum bireysel farklılıklardan dolayı her çocukta aynı şekilde gitmeyebilir.Belirgin bir gecikme belirli yaş aralıklarında o konuşmamın yapılmaması yada edinilememesi olarak tariflenebilir.Bu durum geç konuşmadır.

Geç konuşma aslına bakarsanız sık görülen bir problemdir.Yapılan araştırmalar çocukların okul öncesi çağda yüzde onuna konuşma ile ilgili problemler yaşadıklarını göstermektedir.Bu nedenle geç konuşma ile ilgili bir problem yaşandığında bunu dikkate almak ve bu konuya özenli yaklaşmak gerekir.Babasıda geç konuşmuştu, erkek çocuk zaten geç konuşur, amcasıda geç konuşmuştu gibi dışardan gelecek tenkinlere çok fazla kulak asmamakta fayda var.Çünkü gereğinden fazla beklemek beraberinde farklı problemlerin yaşanmasında yardımcı olabilir.Çocuğunuz yaşıtları ile  aynı derecede konuşamıyorsa, belirgin bir gecikmeden şüpheleniyorsanız bu konuda bir uzmana danışmakta yine fayda olacaktır.